Smear Testi Nedir? Smear Testi Neden Yapılır?

Smear testi, öncelikle rahim ağzı kanseri olmak üzere, rahim ağzında oluşan hücresel düzensizlik ve kanser belirtisi enfeksiyonlarında kullanılmaktadır. Bu test ile hücresel bozukluklar daha erken tespit edilerek rahim ve rahim ağzı kanseri riski kolayca kontrol altına alınabilir. Rahim ağzı kanseri kadınlarda görülen en çok kanser çeşidi olarak bilinmektedir.

Hastalık sıklıkla etken yaşta cinsel ilişkiye başlamak, HPV enfeksiyonu, A vitamini düzeyi ve birçok partner gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla test yaptırmak rahim ağzı kanserini taramaya yönelik büyük rol taşımaktadır. Mersin smear testi oldukça basit ve ağrısız bir işlemdir. Serviks bölgesinden fırça yardımı ile sürüntünün alınmasıyla hücre örnekleri toplanır ve test gerçekleştirilir. Daha sonra alınan örnek patolog tarafından mikroskop aracı ile herhangi bir anormal gelişimin olup olmadığı incelenmektedir.

Testin pozitif sonuçlanması durumunda kadın doğum uzmanı hastadan HPV testi ya da kolposkopi istemektedir. Bu test adet döneminde yapılmamakta, en uygun zamanı ise adetten 10-20 gün sonrasıdır. Bu testin asıl hedefi olası bir kanser saptaması değil, kanser olmayan fakat kansere dönüşüm olasılığı olan prekanseröz lezyonları yakalamaktadır. Smear alınmadan önce 48 saat içerisinde herhangi bir cinsel ilişki kurulmamış olması ve vajinanın yıkanmaması gerekmektedir.

Smear Testi Neden Yapılır?

Mersin smear testi

Mersin smear testi, rahim ağzı ve rahim içi zarı bölgesinde meydana gelen anormal hücrelerin olup olmadığını veya var ise hangi evrede olduğunu öğrenmek için uygulanır. Fakat smear testi yalnızca kanser ile ilgili değildir. Rahim ağzı kanseri gibi ciddi bir rahatsızlığın etken tanısında büyük önem taşısa da enfeksiyonel hastalıkların rahimde yol açtığı değişikliklerinin tanısında da kullanılmaktadır.

Bu test, kanser öncüsü hücrelerin erken dönemde belirlenmesi ve hastanın sağlık durumuna bağlı kısa sürede tedavi edilmesini sağlamaktadır. Yapılan erken tanı ile beraber, kanser dokularının ilerlemesi engellenerek tedavi uygulanır. Erken tanı sayesinde hastalar, rahim ağzı kanserinin etkilerinden korunabilir ve kendilerine uygun tedavi yöntemleri ile sağlıklarına kavuşurlar. Ayrıca sonucun çıkma süreci yaptırdığınız yere göre değişkenlik göstermektedir.

Rahim Ağzı Kanseri ve Öncü Lezyonlar İçin Risk Faktörleri

  • Erken ilk cinsel deneyim
  • Sigara kullanımı
  • Düşük eğitim düzeyinin olması
  • Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanma
  • Sebze ve meyve besininden düşük beslenme
  • Aşırı kilo
  • Bağışıklık sistem yetersizliği
  • HIV enfeksiyonu
  • Anne veya aile içerisinde kız kardeşte serviks kanseri olması
  • Rutin bir şekilde smear testi yaptırmama
  • Cinsel yol aracılığıyla bulaşan Herpes virüs ve HPV hikayesi olması
  • İleri yaş
  • Irk (siyahilerde risk daha fazla)
  • Asya Afrika ve Latin Amerika kökeni
  • Erken ilk gebelik yaşı
  • Birden fazla gebelik yaşamış olmak
  • Folik asit, A vitamini ve C vitamininden eksik diyet
  • Bireyin kendisinin veya eşinin çok fazla seksüel partnerinin olması
  • Genital siğil
  • Kötü genital bakım

Smear Testi Yapılmaya Ne Zaman Başlanmalı?

Smear testi ilk cinsel deneyiminden 3 yıl sonra veya 21 yaşından sonra yapılmaya başlanmalıdır. 30 yaş aralığından küçük kadınlar senede bir defa smear yapmalıdır. 30 yaşından büyük kadınlara ise 3 defa ardışık smear sonucu negatif ise 2 veya 3 senede bir smear testi tekrarlanmalıdır. Fakat HIV pozitif görünenler, bağışıklık sistemi eksik olanlar, östrojen kullananlar, organ transplantasyonu yapılanlarda tarama sıklığı arttırılmalıdır.

Smear testi bir tarama testi olduğundan dolayı şüpheli sonuç geldiğinde kolposkopi, biyopsi ve servikal kürtaj gerekebilmektedir. Rahim ağzı kanseri ise genellikle ortalama 35-55 yaş arasında görülmektedir. Bununla birlikte 20 yaş altı kadınlarda görülmesi nadirdir.

Konu ile ilgili detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilir ve ilgili içeriğimizi izleyebilirsiniz:

Smear testi nedir? Smear testi neden yapılır?

Dış Gebelik Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?

Adından da anlaşılacağı gibi dış gebelik, yumurtanın rahim dışında döllenmesini ifade etmektedir. Normal şartlarda hamileliğin başlaması esnasında yumurta rahim duvarına tutunmaktadır. Fakat genellikle dış gebelik, fallop tüpleri adı verilen ve yumurtaları yumurtalıktan rahme taşıma görevini üstlenen bu oluşumlardan birinde meydana gelmektedir. Bu şekildeki hamilelikler aynı zamanda tübal hamilelik olarak da anılmaktadır. Diğer dış gebelik durumları ise abdominal kaviste, yumurtalıkta ve rahim boynunda gerçekleşmektedir.

Normal bir şekilde devam edemeyecek olan bu gebelik oluşumunda yumurta kurtulamaz ve büyüyen doku diğer yapılara zarar vermeye başlar. Bundan dolayı mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Çünkü bu durum kişiyi hayati tehlikeye sokabilecek kanamalara neden olabilmektedir. Ayrıca erken yapılan tedavi sağlıklı hamilelik şartlarının yaratılmasını da bir o kadar olanaklı hale getirmektedir.

Dış Gebeliğe Neden Olabilecek Durumlar

  • Daha önceden yaşanmış dış gebelik
  • İltihap ve enfeksiyon
  • Doğurganlık sorunları
  • Yapısal bozukluklar (doğumsal ya da sonradan gelişen üreme organlarında)
  • Doğum kontrol seçeneklerine (tüp ligasyonu veya rahim içi araç) rağmen hamile kalmış olmak
  • Sigara kullanımı
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Birde fazla kez kürtaj işlemi yaşanmış olması
  • 35 ve daha üzeri yaşlarda gebe kalınması
  • Daha önceden yaşanmış pelvik ve abdominal cerrahi operasyonlar
  • Önceden yaşanmış enfeksiyonlara bağlı yara (skar) dokularının varlığı
  • Doğurganlık arttırıcı ilaçlar ve tedaviler ile oluşmuş gebelik

Dış Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Dış gebelik yaşayan kişiler ilk başlarda hiçbir belirti yaşamayabilir. Çünkü ektopik yani dış gebelik, tipik hamilelik belirtileri (regl olmama, bulantı, hassaslık vs.) verebilir. Normal gebelik ve dış gebelik arasında bazı farklar yaşanmakta ve ektopik gebelik olması gerektiği gibi devam etmemektedir. Önemli ve yaygın belirtileri de şu şekildedir;

  • Vajinal lekelenmeler ve kanamalar yaşanması
  • Bıçak sağlanması şeklinde keskin ağrılar hissedilmesi
  • Karnın yalnızca tek bir tarafında ortaya çıkan ağrıların görülmesi
  • Sindirim sistemi bozuklukları
  • Kilo kaybı
  • Baş dönmesi ve bayılmalar
  • Rektal basınç oluşumu

Dış gebelik de görülen belirtilerden herhangi birine sahip olan kişi mutlaka bir kadın doğum uzmanı ile görüşmelidir. Başvurulan uzmanlarca pelvik bölgeye fiziki muayene yapılabilmektedir. Fakat tanının tam anlamıyla konulması ultrasonografik incelemeler sonucunda olmaktadır. Yapılan testler sonucunda eğer dış gebelik tanısı konulduysa bir an önce tedaviye başlanması gerekmektedir. Çünkü bu şekilde oluşan embriyonun gelişmesi ve dünyaya gelmesi ihtimali yoktur.

Ektopik gebeliğin tedavisinde farklı yöntemlerden yararlanılmaktadır. Dokuyu yok etmek için hamileliğin seviyesine bakılarak metotreksat olarak adlandırılan baskılayıcı kullanılabilinmektedir. Bu ilaç enjeksiyon şeklinde uygulanmakta ve hücre büyümesini engelleyerek düşük süsü vermektedir. Kasılma ve kanama gibi belirtilere rastlanan bu yöntemde ilacın etkisini anlamak için aralıklı olarak kan testleri yapılmaktadır. Cerrahi işleme gerek kalmayan bu işlemde fallop tüpler zarara uğramamaktadır.

Eğer gebeliğin teşhisinde geç kalınmış ve tüplerde patlama, yırtılma, gerilme gibi sorunlar meydana gelmişse genellikle tüplerin bir kısmı veya tamamı cerrahi operasyonlarla alınmaktadır. Operasyon uzman hekim tarafından kapalı ya da açık şekilde gerçekleştirilebilinir. Burada önemli olan kanamanın bir an önce durdurulmasıdır.

Daha fazla detaylı bilgi için https://ozgukeskinyilmaz.com/mersin-dis-gebelik/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

HPV Aşısı Kimlere Yapılır?

HPV; Human Papilloma Virüs’ün kısaltmasıdır. Yaygın bir görülme oranına sahip olan ancak belirti göstermeyen, bulaşıcı kategoride yer alan DNA virüslerinden birisdir. Cinsel yol ile bulaşan bir enfeksiyon olarak tanımlanmaktadır. Yaklaşık 200 tipi bulunan HPV’den korunmak için HPV aşısı yapılması, önem taşıyan bir konudur. HPV aşısı söz konusu olduğunda; HPV aşısı yan etkileri neler, HPV aşısı kimlere yapılır, kimlere yapılmamalıdır gibi kişilerin aklına bazı sorular takılmaktadır.

HPV

200 civarında tipe sahip olan, bunlardan yaklaşık 20 tanesinin genital enfeksiyona neden olduğu bilinen HPV, yüksek riskli kanser yapan/düşük riskli siğil yapan tipleri mevcuttur. Kadınlarda servikal kanser, vulva-vajina kanseri, anüs kanseri, kanser öncü hücreleri, lezyonlar; erkeklerde anüs ve penis kanseri ile alakalı sonuçlar doğurmakta olan bir virüstür. Bulaşmasındaki temel neden cinsel beraberlik olmaktadır. Enfekte olan kişinin vajinası ya da dış genital bölgesi ile temas edilmesi ile bulaşmaktadır. Prezervatif kullanımı ile dahi maalesef enfekte olan bölgeden tam korunma mümkün olmamaktadır.

HPV Aşısı Nedir, Ne İşe Yarar?

HPV aşısındaki öncelikli amaç; virüsü kontrol altına almak olmaktadır. Bu virüse yönelik geliştirilen koruyucu yani proflaktik aşılar ile birincil korunma sağlanmaktadır. Özellikle bulaşma öncesinde korumaya başlanılarak rahim ağzı ve diğer HPV’ye bağlı kanserler ve öncü lezyonların risk oranı azaltılmaktadır. HPV aşısı; kadınlarda direkt olarak rahim ağzı kanserine neden olan HPV tip 6, 11, 16, 18 virüslerine yönelik geliştirilmiştir. 

2 tip HPV aşısı uygulandığı bilinmektedir. Merck tarafından üretimi yapılan Gardasil ve GLaxo Smith Kline tarafından üretilen Cervarix. Gardasil aşısı tip 6-11-16-18’e benzer yapıya sahiptir. Cervarix ise tip 16 ve tip 18’e benzeyen yapıdadır.

HPV aşısı ile henüz teması olunmamış ya da çok yakın bir zaman diliminde teması gerçekleşen kişilerde uygulama yapılarak; virüse benzeyen molekül yapısına sahip moleküller vücuda verilerek bağışıklık sistemi uyarılmaktadır. HPV aşısı rekombinant bir aşıdır. Yani, canlı aşı kullanılmamaktadır ve bu nedenle hasta yapıcı etkide bulunmamaktadır.

HPV Aşısı Kimlere Yapılmalı

HPV aşısı kimlere yapılmalı sorusunun detaylı açıklaması şöyle yapılmaktadır;

  • Cinsel birliktelikte henüz bulunmamış kadınlarda 9 ile 26 yaş aralığında,
  • Kadınlarda ilerleyen yaş olarak 40 yaşına dek olan yaşlarda,
  • Cinsel birliktelik yaşayan kadınlarda Smear testi ile HPV tiplemesinin ardından HPV tip 6, 11, 16 ve 18 tespiti yoksa aşı uygulanmaktadır.
  • En uygun yaşlar; cinsel aktivitenin henüz başlamadığı ve bağışıklık sisteminin verdiği cevabın en kuvvetli olduğu 10- 14 yaş aralığı olmaktadır. Dünya üzerinde gelişmiş ülkelerin çoğunda ulusal aşı programına dahil olan HPV aşısı ücretsiz olarak uygulanmaktadır. Cinsel yaşamın başlamadan önce yapılması önem taşımaktadır. Bu sayede %100 oranında kanser HPV türlerinden korunma sağlanabilmektedir. FDA; HPV aşısının kadın ve erkeklere 45 yaşına dek yapılması konusunda onay vermiştir.

Aşı sonrasında kol ağrısı ve hafif şişlik dışında bir yan etkisi bulunmamaktadır.

HPV Aşısı Kimlere Yapılmamalı

HPV aşısı kimlere yapılmamalı:

  • Gebelere
  • Ağır hastalıklardan müzdarip kişilere
  • Kanser tedavisi görenlere
  • Organ nakli geçirmiş kişilere
  • İmmün sistemi çeşitli nedenlerle zayıflamış kişilere HPV aşısı yapılmaz.

Alerji sorunu yaşayanlar ile emziren anneler ise doktor kontrolünde yapılabilmektedir.

Daha fazla detaylı bilgi almak için https://ozgukeskinyilmaz.com/rahim-agzi-kanseri-ve-asisi-smear-testi-hpv-virusu/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Rahim Ağzı Aşısı Kaç Yaşında Yapılır?

Rahim ağzı kanserinden korunmak için öncelikle HPV enfeksiyonundan korunmak gerekir. Türkiye’de HPV virüsüne karşı geliştirilmiş 2 tane aşı bulunmaktadır. İlk cinsel tecrübeyi yaşamadan önce 11-12 yaşındaki kız ve erkek çocuklarına aşı yapılmalıdır. Ancak cinsel tecrübe yaşanmış bile olsa 9-26 yaş arasındaki her erkek ve kadına da aşı yapılabilmektedir. Araştırmalar bu aşıların kadınlarda, 43 yaşına kadar etkili olabileceğini göstermekte. Bu aşılar 15 yaşın altındaki bireylere 2 doz, 15 yaşın üstündeki bireylere ise 3 doz olarak yapılmalıdır. Aşıyı yaptırmış olsanız bile rutin yapılan rahim ağzı kanser taraması testlerini yaptırmaya devam etmelisiniz.

Rahim ağzı kanseri genellikle erken dönemde bir belirti göstermemektedir. Belirtilerin olmadığı bu dönemde teşhis edilen anormal smear testi aracılığı ile rahim ağzı kanserinden şüphelenilir. Regl dışı kanama ya da lekelenme, cinsel ilişki sonrasında kanama, menopoz dönemi sonrasında kanama, kahverengi – sulu pembe akıntı, regl kanaması miktarının normalden çok olması gibi semptomlar olacağı gibi ileri dönemlerde idrar yapma ile alakalı sorunlar, kasık ağrıları, kilo kaybı, bacaklarda ödem gibi şikayetlere yol açabilir.

Rahim Ağzı Kanserinin Hangi Durumlarda Görülme Riski Artıyor?

Rahim ağzı kanserinin hangi durumlarda görülme riski artıyor;

  • Birden fazla cinsel partneriniz var ise,
  • Birden fazla kişi ile cinsel ilişki yaşamış bir erkek partneriniz var ise,
  • 18 yaşından önce cinsel ilişki yaşanmışsa,
  • Sigara kullanıyorsanız,
  • Bağışıklık sisteminizin baskılanmasına neden olan durumlar (organ nakli, AIDS gibi)
  • Cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlar,
  • Çok fazla doğum yapmak.

Yukarıda belirttiğimiz durumlar söz konusu ise rahim ağzı kanseri görülme riski artmaktadır. Bu sebeple kısa bir süre içinde bir sağlık kuruluşuna başvurarak smear testi ve aşı talebinde bulunabilirsiniz.

Rahim Ağzı Kanseri Tedavi ile Önlenebilir Mi?

HPV ve smear test sonuçlarınıza göre gerekli olan durumlarda rahim ağzınızın bir mikroskop aracılığı ile büyütülerek detaylı incelenmesi manasına gelen kolposkopi işlemi yapılmaktadır. İlgili bölgelerden biyopsiler alınır. Buna göre kansere öncü semptomlar saptandığında rahim ağzınızdan doku parçası çıkarılması gerekebilir. Bu işlem ile kanser önlenebilir. Kolposkopi ya da rahim ağzınızda gözle görülebilen lezyonlardan alınan biyopsi örneklerinin sonucuna göre kanser tespit edilir ise bazı muayene ve görüntülenme yöntemleriyle kanser yayılımı var mı yok mu değerlendirilir, hastalığın aşamasına göre kanserli olan dokuların çıkarılması için ameliyatlar, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemlerinden birkaçı uygulanır.

Daha fazla detaylı bilgi için https://ozgukeskinyilmaz.com/rahim-agzi-kanseri-ve-asisi-smear-testi-hpv-virusu/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

HPV Vücuttan Atılır Mı?

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri olan ve genital siğil belirtileriyle kendini gösteren HPV, herhangi bir dış tedavi yöntemiyle vücuttan atılamaz. HPV’nin vücuttan atılma süresi ile ilgili herhangi bir dış müdahale mümkün olmamakla birlikte, bazı faktörler nedeniyle virüsün vücuttan atılma süresi hızlandırılabilir. HPV, vücuttan atmanın en önemli adımlarından biri, HPV’li biriyle cinsel ilişkide bulunurken prezervatif kullanmak veya o kişi ile cinsel ilişkiye girmekten kaçınmaktır. Genital bölge ve çevresinde siğil lezyonları varsa tedavi edilmelidir.

HPV’nin vücuttan daha hızlı atılabilmesi için genital bölgedeki tüylerin ağda, jilet veya sürekli tekrarlanan tüy dökücü kremlerle iyice temizlenmemelidir. Diğer önemli faktör ise kofaktörlerdir. Sigara içmek ve immünosupresif (bağışıklık baskılayıcı) ilaçların kullanımı, HPV’nin vücuttan atılmasında rol oynayan kofaktörlerden bazılarıdır. Ayrıca virüsü taşıyan kişinin ek hastalığı olsun ya da olmasın, HPV virüsünün vücuttan temizlenmesinde de önemli bir rol oynar.

HPV virüsünün vücuttan atılma sürecini kötü etkileyen bazı hastalıklar şunlardır:

  • Kronik böbrek rahatsızlıkları,
  • Organ nakli,
  • Ülseratif kolit,
  • Sistemik lupus hastalığı,
  • Böbrek ve karaciğer nakli olarak sıralanabilirler.

HPV Virüsünün Vücuttan Atılması Sürecinden Beslenme ve Bitkisel Tedavi

Günümüzde HPV virüsünün vücuttan atılmasına yönelik beslenme ve diyet önerileri bulunsa da virüsün vücuttan atılmasının beslenme ile doğrudan ilişkili olmadığı bilinmektedir. Çünkü virüsün neden olduğu genital siğillerin insan papillomu bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla yeniden ortaya çıkabilmektedir.

Bağışıklık sistemi konusunda, hastalar genellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek için takviyeler alabilir. Yine, hiçbir diyet veya diyet gerekli değildir. HPV’nin vücuttan atılmasını hızlandırmak için sigara, beslenme ve diyet planlarından daha önemlidir. Araştırmalar, sigara içen hastaların virüsü vücutlarında çok daha uzun süre taşıdıkları gözlemlenmiştir. Bu hastalığa yakalanan hastaların virüsün vücuttan atılmasını hızlandırmak için yapabilecekleri en önemli şey sigaradan uzak durmaktır. Tüm bunlara ek olarak hastalar doktor tavsiyesi ile bağışıklık sistemini korumak için vitamin takviyesi kullanabilirler. Ancak kullandığınız takviyelerin doktorunuz tarafından önerilmesi ve onaylanması çok önemlidir.

HPV, kana karışan bir virüs türü değildir. Bitkisel takviyeler, beslenme programı, diyet gibi faktörler HPV’nin vücuttan atılmasında doğrudan rol oynamaz. Son yıllarda pek çok diyet takviyesi ve bitkisel ürün, bu ilaçlar virüsü vücuttan atmasına rağmen virüsün vücuttan atılmasını hızlandıran ilaçlar olarak pazarlanmaktadır. HPV, vücudun bağışıklık sisteminin virüsü tanıması ve zamanla virüsü ortadan kaldırması ile vücuttan atılır.

AHCC bileşeninin HPV’yi vücuttan atmaya yardımcı olduğu söylense de bu bilgilerin doğruluğu kanıtlanmamıştır. HPV genellikle 1 yıl içinde birçok hastada vücuttan atılır. Ayrıca ağızdan alınan hiçbir ilacın etkisi yoktur. Hastalar vitamin takviyeleri ile bağışıklık sistemlerini güçlendirebilirler ancak virüsün vücuttan atılması ancak bağışıklık sisteminin virüsü tanıması ve ortadan kaldırması ile mümkündür.

HPV Kaç Ayda Vücuttan Atılır?

Kaynaklar HPV16 ve HPV18 tipi virüslerin vücuttan atılmadığını söylese de bu bilgi yanlıştır. Her tür HPV virüsü zamanla vücuttan temizlenebilir. Ancak virüsün vücuttan atılması için geçen süre virüsün türüne göre değişiklik göstermektedir. HPV16 ve HPV18’e sahip kişiler, virüsü diğer virüs türlerine sahip kişilere göre vücuttan daha yavaş atarlar. Sıklığı etkileyen iki faktör vardır. Bu etkenlerden ilki hastanın geçici bir enfeksiyona sahip olması veya bağışıklık sisteminin virüsü vücuttan atabilecek bir sisteme sahip olmasıdır. İkincisi ise virüslü hastada genital siğil lezyonu görüldüğünde gerekli tedavilerin uygulanmış olmasıdır. Ancak hasta virüs taşıdığını fark etmese bile virüs genellikle 36-39 ay içinde ortaya çıkar. Vücuttan %85 veya %92 oranında 43-44 ayda atılmaktadır.

Daha fazla detaylı bilgi almak için https://ozgukeskinyilmaz.com/rahim-agzi-kanseri-ve-asisi-smear-testi-hpv-virusu/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Kadınlarda Yumurtalık Kisti Belirtileri Nelerdir?

Yumurtalık kisti, doğurganlık çağına gelen kadınlar arasında sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla zararsızdır ve kendiliğinden yok olduğu görülür. Ancak yine de kistin büyüyerek ilerleyen zamanlarda ciddi sorunlara neden olmayacağından emin olmak amacıyla doktor tarafından takibi önemlidir.

Yumurtalık Kisti Nedir?

Adölesan dönemde, üreme çağında ya da menopoz döneminde görülmesine göre farklı şekillerde karşımıza çıkan yumurtalık kistleri, genel bir sınıflandırma ile birbirinden ayrılmıştır.

Fonksiyonel Kistler; adölesan döneminde görülmektedir. Bu, 13 ile 18 yaş aralığını kapsayan bir dönemdir. Genellikle müdahale gerektirmezler. Zamanla kendiliğinden geçtikleri görülmektedir. Vücut hormonal dengenin henüz tam olarak oturmamasından kaynaklanır ve geçici olarak vücut tarafından üretilir. Fonksiyonel kist grubunda olan kistler, yine de takip gerektirir. Kistin meydana getirdiği ağırlık nedeniyle over torsiyonu denilen yumurta dönmesi ya da kist rüptürü sorunlarına neden olabilmektedir.

Germ Hücreli; adölesan ve bu dönemi takip eden çağın ilk senelerinde karşılaşılan over tür kistlerdir. Tanı sonrasında cerrahi müdahale ile yok edilmeleri mümkündür. Ancak bazen ek olarak kemoterapi ihtiyacı da görülebilmektedir. Ultrason ile kontrol sonrasında fonksiyonel kist ya da solid kitle olup olmadığı belirlenebilmektedir.

Korpus Luteum Kistleri; regl döneminde ortaya çıkarlar. Ovulasyon ile meydana gelir ve genelde tamamı yok olur. Bazen kanamaya sebebiyet verdiği görülebilir.

Dermoid Kistler; hamilelik döneminde sık sık rastlanan kistlerdir. Kısa zamanda ağırlık oluşturarak yumurtalık dönmesine neden olabilmekte ve müdahale edilmesi gerekebilmektedir. Geç kalınmadığı sürece yumurtalıklar alınmadan çözülebilmektedir.

Endometriyotik Kistler; halk arasında çikolata kisti olarak adlandırılmaktadır. Kist içerisindeki yapı erimiş çikolata görünümdedir. Üreme döneminde sıklıkla rastlanmaktadır. Hemen müdahale çok sık tercih edilmemektedir. Kistin boyutları 9 – 10 cm gibi boyutlara ulaşması halinde cerrahi müdahale tercih edilir. İlerleyen yaşlarda bu kistin tümöral olma olasılığı vardır.

Yumurtalık Kisti Belirtileri Nelerdir?

Yumurtalık kistinin çok küçük boyutta olması durumunda belirtiler ortaya çıkmamakta ve kist kendiliğinden geçmektedir. Boyutu daha büyük olan ve kendi kendine yok olmayan kistler ise birtakım belirtiler ile kendini belli etmektedir.

  • Regl döneminde düzensizlik görülmesi
  • Fazla şiddetli regl ağrıları
  • Reglin uzun sürmesi ve/veya sürecin yoğun bir şekilde geçmesi
  • Karın şişliği
  • Karın ve kasık bölgesinde ağrıların olması
  • Sindirim sisteminde problemler yaşamak
  • İdrar yolu ile alakalı sorunlar (kabızlık vb.)
  • Bulantı
  • Ateş
  • Kusma

Aynı zamanda karında küt bir ağrı ya da ilişki esnasında ağrı oluşumuna neden olabilen yumurtalık kistleri malign (kötü huylu) ve benign (iyi huylu) olarak sınıflandırabiliriz.

Genellikle hormonal düzensizliklerin neden olduğu yumurtalık kistleri, tedaviye ihtiyaç duyulabilecek durumlara gelebileceği için mutlaka doktor kontrolünde ilerlenmelidir.

Daha fazla detaylı bilgi için https://ozgukeskinyilmaz.com/yumurtalik-kistleri/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Vajinismus Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Bir cinsel birleşme problemi olarak ifade edilebilecek olan vajinismus, vajinal kasların istemsiz kasılmaları nedeniyle ilişkinin gerçekleşmemesi ya da oldukça ağrılı şekilde olması olarak açıklanmaktadır. Genellikle bu sorun “cinsel ilişkiye girememe hastalığı” ya da “ilk gece korkusu” isimleriyle de anılmaktadır. Bir diğer şekilde vijinismus; vajina içine kişinin isteği ve de arzusu olmasına rağmen penis, parmak, fitil ve tampon gibi cisimleri alamaması olarak tanımlanmaktadır.

  • Çoğunlukla psikolojik nedenlerin rol oynadığı vajinismus problemi çoğu çift tarafından Lamine diş modelleri oluştuktan sonra diş hekiminiz sizin için bir deneme randevusu oluşturmaktadır. Bu deneme randevusunda ise doğal diş ve lamine diş arasındaki uyumu sağlayacak form ve boyut kontrolü gerçekleştirilir. Oluşturulan lamine rengi ve diş boyutu beklentinizi karşılıyor ise kaplamalar dişinizin üzerine yapıştırılmaktadır.
  • Lamine diş kaplamasını yapıştırmadan önce diş hekiminiz tarafından doğal dişinizin üzerinde bulunan yemek artıkları ya da bakteri plakları temizlenmektedir. Ardından hazırlanan asit solüsyonu dişinizin üzerine sürülerek pürüzlendirme işlemi gerçekleştirilmektedir. Akabinde ise lamine diş kaplamanız yapıştırılmaktadır.

Daha fazla detaylı bilgi için https://ozgukeskinyilmaz.com/mersin-vajinismus-tedavisi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Lazerle Genital Bölge Beyazlatma Zararlı Mı?

Genital bölge beyazlatma çok sık tercih edilen bir uygulamadır. Kadın genital bölge doğrultusunda çeşitli sebeplere bağlı olarak kararmalar meydana gelebilir. Buna karşı kararmaları kaldırmak amacıyla yapılan işlemler olmaktadır. Özellikle son zamanlarda estetik uygulamalar arasında karşımıza çıkıyor.

 Bu doğrultuda gerçekleşen yöntemler arasında yer alan genital beyazlatma işlemi cilt yapısına göre farklılık göstermektedir.

Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan kararmalar arasında genellikle hormonal dengenin bozulması ve doğum kontrol gibi ilaçların tercih edilmesi meydana geliyor. Aynı zamanda meydana gelen tahriş ve terleme sorunları da bu alanda karşımıza çıkıyor. Gerçekleştirilen aşamalar doğrultusunda herhangi bir zararı olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Lazerle Genital Bölge Beyazlatma Neden Yapılır?

Lazerle genital bölge beyazlatma işlemi son zamanlarda estetik işlemler arasında yerini alarak aynı zamanda kişiler üzerinde özgüven kaybının büyük nedenleri arasında yerini alıyor. Meydana gelen durumlar sonucunda kişiler bundan rahatsızlık yaşayarak beraberinde beyazlatma işlemine yönelmektedir. Mevcut bu sebepler arasında genel olarak nedenler yer alır;

  • İleri yaşlanma soruları,
  • Kilo alma doğrultusunda vajinal bölge üzerindeki kararma meydana gelir.
  • Doğru iç çamaşırı seçememek.
  • Genetik olarak karşımıza çıkan faktörler,
  • Genital bölgede yer alan enfeksiyon gibi durumlarda aynı zamanda beraberinde kararma oluşturuyor.

Lazerle Genital Bölge Beyazlatma Nasıl Yapılır?

Karbondioksit lazer beraberinde genital bölge beyazlatma ile 25 dakikalık bir süreç haline gelmektedir. Lokal anestezi karşısına gerçekleşen işlemler tamamen acısız ve ağrısız olarak meydana geliyor. Ortalama olarak tek seans ile sonuç alınabilir ancak çoğunlukla 2 ya da 3 seans gerçekleşmektedir. İşlem öncesinde kişiler en az 3 gün önceden dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar yer alır. O bölgeye hiçbir şekilde kozmetik ürün sürülmemelidir.

Mevcut tedavi hiçbir şekilde cilt üzerinde olumsuz bir etkiye yol açmaktadır. Uygulama esnasında cilde göre uygun bir lazer seviyesi belirlenmektedir. Beyazlatma işlemi sonrası süreç günlük yaşama uygun bir şekilde olmaktadır. Bu duruma ek olarak doktor tarafından konu dahilinde verilen önerilere dikkat edilmesi gerekir. Belli bir süre cinsel ilişkiden uzak durulması gerekir.

Lazerle Genital Bölge Beyazlatma Kaç Seanstır?

Genital bölge kararması doğrultusunda kişiler pek çok soru sormaktadır. Bunlardan birisi ise uygulama süreci haline geliyor. Bahsedilen mevcut uygulama tek seansı bir işlemdir, ardından cilt üzerine çeşitli soyulmalar ile kendini gösterir. Bunun beraberinde bazı kişilerde birden çok seans uygulanması gerekebilir. Net sonuç için ortalama 1 ay geçmesi gerekecektir.

Detaylı bilgi almak için https://ozgukeskinyilmaz.com/mersin-lazerle-genital-bolge-beyazlatma/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişki Ne Zaman Olur?

Özel tıbbı ekipmanlar eşliğinde gerçekleştirilen kürtaj, aile planlanması için yasal sınırlar çerçevesinde gebeliğe son verilmesi halidir. Bu işlem hem anne sağlığının hem de hakların korunması adına yasal bir klinikte deneyimli uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmelidir. Uzman jinekologlar tarafından sadece beş dakika gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilen kürtaj, hekim için oldukça kolay bir operasyon şeklidir. Fakat bu işlem; hijyenik hastane şartlarında, ameliyathane ortamında, uzman jinekolog ve sağlık çalışanları tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu uygulama öncesinde hasta güvenliğini korumak adına kişi iyi bir muayeneden geçmeli ve kan grubu testi, kan sayımı testi, jinekolojik kontrolden geçmelidir.

Kişi özelliklerine ve uygulanan yönteme göre farklılık göstermesinden kaynaklı olarak kürtaj operasyonundan sonra iyileşme süresi değişim göstermektedir. Bundan dolayı kürtaj sonrası cinsel ilişki zamanı da dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesidir.

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişki Yasağının Nedenleri

İşlemi gerçekleştiren uzman hekimler tarafından kürtaj sonrasında en az iki hafta cinsel ilişki yasağı uygulanmaktadır. Cinsel ilişki perhizi olarak da adlandırılan bu durum, hekimlerce gözlemlenen iyileşme durumuna göre devam ettirilmekte ya da cinsel ilişki serbest bırakılmaktadır. Bu iki haftalık ya da süresi değişkenlik gösterebilen yasağın nedenleri ise şu şekildedir;

  • Kürtaj sonrası dönemde belirli bir süre kanamanın devam etmesi
  • İlişkiden kaynaklı oluşabilecek enfeksiyon riski
  • İşlem sonrasında vajina içi ve rahim içi dokuların hala hassas olması
  • Kürtaj sonrasında yeniden gebe kalınması riski

Kürtaj Sonrası İlk İlişkide Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kürtaj sonrası işlem esnasında kişiye uygulanan operasyon yöntemlerine göre hafif bir ağrı yaşanmaktadır. Doktorunuz onayladıktan ve yasak kalktıktan sonra yaşanan ilk cinsel ilişkide ağrıların oluşması normal karşılanmaktadır. Bu ağrıların kürtaj sonrasındaki ilk iki ay boyunca yaşanması olağandır. Fakat bu ağrılar her ilişkide giderek daha şiddetli bir şekle dönüşüyorsa kürtaj yapılan hastanelere gidilerek mutlaka muayene olunmalıdır. 

Sonraki süreçlerde yaşanan cinsel ilişkide yeniden hamile kalınmasını önlemek adına doğum kontrol yöntemlerine başvurulmalı, ayrıca kürtaj yapılmış olan kişinin enfeksiyon kapmasının önüne geçilmesi ve sağlığının korunması adına prezervatif (kondom) kullanılmalıdır. Kürtaj sonrası uyulması gerekenler mutlaka yerine getirilmelidir. Kürtaj yaptırmakla bütün sürecin tamamlandığı düşünülmemeli, işlemi gerçekleştiren uzman hekim genel olarak en az bir hafta içerisinde hastayı kontrole çağırmaktadır. Elbette, bu süre kişinin durumuna ve operasyon sırasında komplikasyon oluşup oluşmadığına göre değişiklik göstermektedir. Kontrol muayenesinin oldukça önemli olduğu unutmamalıdır, çünkü operasyon sonrası ortaya çıkabilecek enfeksiyon, parça kalması ve benzeri durumların tespiti yapılarak uygun tedaviler yapılmaktadır.

Özel tıbbı ekipmanlar eşliğinde gerçekleştirilen kürtaj, aile planlanması için yasal sınırlar çerçevesinde gebeliğe son verilmesi halidir. Bu işlem hem anne sağlığının hem de hakların korunması adına yasal bir klinikte deneyimli uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmelidir. Uzman jinekologlar tarafından sadece beş dakika gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilen kürtaj, hekim için oldukça kolay bir operasyon şeklidir. Fakat bu işlem; hijyenik hastane şartlarında, ameliyathane ortamında, uzman jinekolog ve sağlık çalışanları tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu uygulama öncesinde hasta güvenliğini korumak adına kişi iyi bir muayeneden geçmeli ve kan grubu testi, kan sayımı testi, jinekolojik kontrolden geçmelidir.

Kişi özelliklerine ve uygulanan yönteme göre farklılık göstermesinden kaynaklı olarak kürtaj operasyonundan sonra iyileşme süresi değişim göstermektedir. Bundan dolayı kürtaj sonrası cinsel ilişki zamanı da dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesidir.

Kürtaj Sonrası Cinsel İlişki Yasağının Nedenleri

İşlemi gerçekleştiren uzman hekimler tarafından kürtaj sonrasında en az iki hafta cinsel ilişki yasağı uygulanmaktadır. Cinsel ilişki perhizi olarak da adlandırılan bu durum, hekimlerce gözlemlenen iyileşme durumuna göre devam ettirilmekte ya da cinsel ilişki serbest bırakılmaktadır. Bu iki haftalık ya da süresi değişkenlik gösterebilen yasağın nedenleri ise şu şekildedir;

  • Kürtaj sonrası dönemde belirli bir süre kanamanın devam etmesi
  • İlişkiden kaynaklı oluşabilecek enfeksiyon riski
  • İşlem sonrasında vajina içi ve rahim içi dokuların hala hassas olması
  • Kürtaj sonrasında yeniden gebe kalınması riski

Kürtaj Sonrası İlk İlişkide Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kürtaj sonrası işlem esnasında kişiye uygulanan operasyon yöntemlerine göre hafif bir ağrı yaşanmaktadır. Doktorunuz onayladıktan ve yasak kalktıktan sonra yaşanan ilk cinsel ilişkide ağrıların oluşması normal karşılanmaktadır. Bu ağrıların kürtaj sonrasındaki ilk iki ay boyunca yaşanması olağandır. Fakat bu ağrılar her ilişkide giderek daha şiddetli bir şekle dönüşüyorsa kürtaj yapılan hastanelere gidilerek mutlaka muayene olunmalıdır. 

Sonraki süreçlerde yaşanan cinsel ilişkide yeniden hamile kalınmasını önlemek adına doğum kontrol yöntemlerine başvurulmalı, ayrıca kürtaj yapılmış olan kişinin enfeksiyon kapmasının önüne geçilmesi ve sağlığının korunması adına prezervatif (kondom) kullanılmalıdır. Kürtaj sonrası uyulması gerekenler mutlaka yerine getirilmelidir. Kürtaj yaptırmakla bütün sürecin tamamlandığı düşünülmemeli, işlemi gerçekleştiren uzman hekim genel olarak en az bir hafta içerisinde hastayı kontrole çağırmaktadır. Elbette, bu süre kişinin durumuna ve operasyon sırasında komplikasyon oluşup oluşmadığına göre değişiklik göstermektedir. Kontrol muayenesinin oldukça önemli olduğu unutmamalıdır, çünkü operasyon sonrası ortaya çıkabilecek enfeksiyon, parça kalması ve benzeri durumların tespiti yapılarak uygun tedaviler yapılmaktadır.

Daha fazla detaylı bilgi almak için https://ozgukeskinyilmaz.com/kurtaj/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Vajina Daraltma Ameliyatı Nedir?

Vajinoplasti ya da bilinen adıyla genital estetik yapılan normal doğumlar, cinsel ilişki sıklığı, kürtaj gibi jinekolojik müdahaleler, ilerleyen yaş, kişinin genetik olarak bağ dokusunun zayıf olması ve pelvik taban egzersizlerinin yapılmamış olması gibi nedenlerle genişlemiş ve hasar görmüş vajen dokusunun elastikiyetinin tekrar kazandırılması amacıyla gerçekleştirilen bir operasyondur.

Ameliyatın gerekliliği hastanın şikayetleri ve basit jinekolojik değerlendirmelerle saptanabilir;

Cinsel ilişkide his kaybı ve zevk alamama, vajina ağzının geniş görünmesi, orgazmın zorlaşması, hava kaçırma hissi, ilişki esnasında vajinadan gelen hoş olmayan sesler hastaların en genel başvuru sebepleridir. Operasyon sırasında kızlık zarı dikimi, iç dudak estetiği, idrar torbası ve bağırsak sarkmaları, idrar kaçırma problemleri ve doğum dikiş izleri de eş zamanlı olarak düzeltilebilmektedir.

Vajina daraltma ameliyatları kişinin daha sonra yapacağı normal doğumlar için engel teşkil etmemekle beraber gebe kalma ve gebelik sürecini de etkilemez. Hijyenik nedenlerle ve kişinin kendini rahat hissetmesi adına adet dönemleri dışında gerçekleştirilir.

Vajina daraltmak için vajenin yan duvarlarından ya da vajinanin arka duvarından mukoza eksizyonu yani mukoza çıkarımı tercih edilebilir. Çeşitli yağ enjeksiyonu uygulamaları ile tariflenen yan duvarlar ve vajina girişi sıkılaştırılabilir. Bu iki yöntem haricinde, kişi bu uygulama için uygun nitelikte bir hasta ise lazer uygulamaları da yapılabilir. Bu işlem herhangi bir zamanda ya da gevşemeye neden olan doğumdan 6 ila 9 ay sonrasında gerçekleştirilebilir. Lazer uygulamalarının diğer yöntemlerden farkı ise ameliyatsız gerçekleştirilmesi, senede bir kez tekrar gerekliliği ve bu uygulamaların belli bir santime kadar sıkılaştırma etkinliğinin olmasıdır. Operasyonlar lokal veya genel anestezi altında yapılır.

Vajina Daraltma Ameliyatı Öncesi ve Sonrası Süreç Nasıl İşler?

Ameliyatların ortalama süresi 45 dakika-1 saat kadardır. Hastalar birkaç saat dinlendikten sonra günlük yaşam aktivitelerine dönebilirken iyileşme süreci genel olarak 4 ile 6 hafta arasında değişiklik gösterebilir. Operasyon esnasında ve sonrasında yapılan uyuşturucu ilaçlar sayesinde de hastalar hiçbir ağrı çekmezler.

  • Vajinoplasti ameliyatı öncesi kan sulandırıcı ilaç kullanılıyorsa bu konuda hekim mutlaka bilgilendirilmeli, eğer gerekli görülürse ilaca ara verilmelidir. Operasyona 3 gün kala bitki çayı tüketiminin, kan sulandırma ihtimali olan ek gıda takviyelerinin ve ağrı kesicilerin alınması da durdurulmalıdır. Ameliyattan bir gün önce genital bölge tıraşının özenle yapılması, bölgesel uyuşturma (lokal anestezi) uygulanacaksa tok, sedasyon (hafif uyku) ya da genel anestezi yapılacaksa en az 6 saatlik aç karınla gelinmesi gerekmektedir.
  • Genelde işlemden bir gün sonra başlayan ve birkaç gün sürebilen hafif sızlamalar kullanılan ağrı kesiciler ile rahatça tolere edilebilmektedir. İlk günlerde makat etrafına yayılan baskı tipi ağrılar ve sızıntı şeklindeki kanamalar da normal olmakla beraber hastaları rahatsız etmeyecek düzeydedir.
  • Operasyon sonrası uzun süreli oturmalardan, tayt gibi fazla sıkı giysi kullanımından uzak durulması tavsiye edilir. Batikonlu yıkama suyu hazırlanarak bölgenin günde 3-4 kez antiseptik ile yıkanması iyileşmeyi hızlandıracaktır.
  • Operasyondan üç gün sonra küvete oturmadan, ayakta ve kısa süreli duş alınabilir.
  • Vajina daraltma ameliyatından sonra pansumanların düzenli bir şekilde yapılması, önceden reçete edilen ağrı kesici ve antibiyotik ilaçların düzenli olarak kullanılması, kişisel hijyen ve tuvalet temizliğine dikkat edilmesi gerekmektedir.
  • Yine ameliyattan sonra birkaç hafta süreyle kabız olunmaması önerilir. Bunun için lifli besinlerin tercih edilmesi, özellikle vitamin, protein ve mineral içeriği yüksek gıdalar ile beslenilmesi yara iyileşmesi açısından önemlidir.
  • Ameliyat sonrası önerilmişse buz kalıbı ile kompresyon işlemi yara iyileşme sürecini hızlandıracak; ağrı, kanama, ödem (şişlik) ve rahatsızlıkları azaltacaktır. Bir ay süreyle deniz veya havuza girilmesi mikrop kapma olasılığı göz önüne alınarak önerilmez. Cinsel ilişkinin de bir buçuk ay gibi bir süre ertelenmesi gerekmektedir.
  • Ameliyattan sonraki ilk cinsel birleşme sırasında “lubrikan” olarak adlandırılan kayganlaştırıcıların kullanılması yarar sağlayacaktır. Bu ilişki esnasında hafif acı hatta kanamalar olabilmektedir. Beklenenden fazla miktarda kanama olması durumunda doktorunuzla görüşmelisiniz. Yapılması önerilen “pelvik taban egzersizleri (Kegel egzersizleri)” nin uygulanması da uzun vadede fayda sağlayacaktır.
  • Ameliyatlardan sonra eşlerin cinsel ilişkiden aldıkları zevk artmakla beraber, doğum nedeniyle perine yırtıklarına sahip kadınların yaşadığı sık vajinal enfeksiyonlarda da başarı sağlanmaktadır.

Vajina Daraltma Ameliyatından Sonra Tekrar Genişler Mi?

Vajen daraltma operasyonu ameliyat ile gerçekleştiyse normal doğum yapılmadığı sürece tekrar genişleme gözlenmez. Değişen hormonlara ve yaşa bağlı genişlemeler ise yok denecek kadar azdır.

Fakat lazer uygulamaları tercih edilmişse bu sıkılığın süresi ortalama bir yıldır ve işlem her yıl tekrarlanmalıdır.

Daha fazla detaylı bilgi almak için https://ozgukeskinyilmaz.com/mersin-vajinoplasti-vajinal-daraltma/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.